Ana Sayfa Uncategorized 30 Mayıs 2026 18 Görüntüleme

Türkiye’nin Kader Eşiğinde Yükselişi Stratejik Deniz Güvenliği Uzmanı Şahin Avşar’dan Dikkat Çekici Değerlendirme !

Türkiye’nin Kader Eşiğinde Yükselişi Stratejik Deniz Güvenliği Uzmanı Şahin Avşar’dan Dikkat Çekici Değerlendirme !Günümüzün karmaşık jeopolitik ortamında stratejik deniz güvenliği uzmanlarından Şahin Avşar Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tabloyu “tarihî bir dönüm noktası” olarak yorumluyor. Kader perspektifini de dikkate alan Avşar, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihî tekerrürlerin yeniden canlanabileceğini belirtiyor.Avşar, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:“Stratejik deniz güvenliği uzmanı gözüyle baktığımızda ve kader perspektifini de devreye soktuğumuzda, günümüzün jeopolitik tablosu oldukça dikkat çekici sonuçlar ortaya koymaktadır. Türkiye’nin coğrafi konumu, siyasi dinamikleri, muhalefetin içinde bulunduğu durum, Amerika’nın küresel dengelerdeki baskısının yeniden hesaplandığı ve vekalet savaşlarının kökten yeniden tasarlandığı bir dünyada, ‘Tarih tekerrürden ibarettir’ sözü bir kez daha anlam kazanmaktadır.”Avşar, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu süreçteki rolüne özel vurgu yaptı:“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, adeta karşı konulamaz bir tarihî akışla mı karşı karşıyadır? Osmanlı’da Fetret Devri’nin ardından Çelebi Mehmet Han’ın devleti yeniden toparlayıp yükselişe geçirmesi gibi, bugün de benzer bir kaderin Türkiye Cumhuriyeti için devreye girdiği izlenimi kuvvetlenmektedir.”Uzman, komşu ülkelerle ilgili risklere de değindi:“Coğrafya, zaman, imkânlar ve uluslararası şartlar, komşumuz Yunanistan’ı —maalesef gizli düşmanlarımızın da açık veya örtülü teşvikiyle— Türkiye’ye karşı provokatif bir tutuma yönlendirmektedir. Ancak kaderin cilvesine bakınız ki, bu süreç tam tersine dönebilir. Eğer Yunanistan, NATO üyesi Türkiye’ye karşı akıl dışı bir saldırı cüretinde bulunursa, 72 saat içinde askerî olarak etkisiz hâle getirilmesi ve işgal edilmesi, teknik açıdan uzak bir senaryo değildir. Bu durumda tarih, Sayın Erdoğan’ı ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci kurucu lideri’ ve ‘Yunanistan’ı fetheden komutan’ unvanlarıyla anacaktır. Böylece Osmanlı’dan miras kalan ‘Fatih’ ruhu, Cumhuriyet döneminde de tecelli etmiş olacak ve Erdoğan, Türkiye’yi hem savunan hem de genişleten ikinci büyük kurucu olarak altın harflerle tarihe yazılacaktır.”Avşar, aynı kaderci yaklaşımı İsrail özelinde de değerlendirdi:“Aynı kader perspektifi İsrail için de geçerlidir. Eğer Tel Aviv yönetimi, mevcut gerginlikleri daha ileri taşıyarak Türkiye’ye karşı doğrudan veya dolaylı bir cürette bulunursa, alacağı karşılık çok ağır olacaktır. Bu süreçte Sayın Erdoğan, hem Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci kurucusu hem de Filistin’in kurtarıcısı ve fatihi olarak tarihteki yerini pekiştirecektir.”**Sonuç olarak** Avşar, Türkiye’nin kritik bir eşikte olduğunu vurguladı:“Coğrafyanın, tarihin ve kaderin kesişim noktasında Türkiye kritik bir eşikte durmaktadır. Bu eşikte liderlik, yalnızca siyasi irade değil, aynı zamanda tarihî bir misyon ve ilahi bir takdir meselesi hâline gelmektedir. Gelecek nesiller, bu dönemi ya ‘büyük bir savunma ve toparlanma’ ya da ‘fetih ve yeniden yükseliş’ dönemi olarak değerlendirecektir. Kaderin kitabında ne yazıyorsa, o tecelli edecektir. Yaşayıp göreceğiz. Ben şimdiden tarihe not düşmek isterim; bakalım tarih ve yaşananlar bu öngörümü haklı çıkaracak mı?”

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Benzer Haberler

İlginizi çekebilir

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “Gerekçesiz İşten Çıkarma” İddiaları: 8 Kişi Görevden Alındıİzmir – Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Teknopark’ta görev yapan bazı personelin, son dönemde herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin işten çıkarıldığı iddiaları kamuoyuna yansıdı. İddiaya göre aralarında başarılı bir yönetici olan Zeynep Çoban’ın da bulunduğu toplam 8 kişi, iş akitlerinin sonlandırıldığını belirtti.“Başarılı yönetici de sebepsiz çıkarıldı”2018 yılında stajyer olarak başladığı Teknopark’ta uzun yıllar farklı görevlerde çalıştığını belirten Zeynep Çoban, yaklaşık üç yıl muhasebe biriminde görev yaptıktan sonra mali müşavirlik unvanını aldığını ve son 2,5 yıldır Firma Takip ve İş Geliştirme Departmanı’nda yönetici olarak çalıştığını ifade etti.Çoban, 10 Aralık 2025 tarihinde mesai bitiminde yapılan görüşmede, iş akdinin herhangi bir somut gerekçe sunulmadan feshedildiğinin kendisine bildirildiğini öne sürdü. SGK çıkış kodunun ise “belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi” olarak gösterildiği belirtildi.“Muhafazakâr kimliği nedeniyle ayrımcılık” iddiasıİddialara göre, önceki rektör Nükhet Hotar döneminde işe alınan bazı personelin, mevcut yönetim döneminde benzer şekilde görevden uzaklaştırıldığı öne sürülüyor. Çoban, işten çıkarılmasının başörtülü kimliği ve muhafazakâr duruşu nedeniyle ayrımcılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.Konuyla ilgili açıklama yapan avukatı ise, “Başarılı bir yönetici de dahil olmak üzere toplam 8 kişinin herhangi bir somut gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığı görülüyor. Müvekkilimiz Zeynep Hanım, işe iade davası açmıştır. Sürecin hukuka ve eşitlik ilkesine uygun olup olmadığı yargı tarafından değerlendirilecektir” dedi.Üniversitede neler oluyor?Görevden almaların, Bayram Yılmaz’ın rektörlüğe başlamasının ardından gerçekleştiği iddia edildi. Süreçte rektör yardımcısı olarak Hamdi Şükrü Kılıç’ın da adının geçtiği öne sürülüyor.İddialar, üniversite içinde yönetim değişikliği sonrası kadro yapılanmasına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Konuya ilişkin üniversite yönetiminden henüz resmi bir açıklama yapılmadı.Hukuki süreç başladıZeynep Çoban’ın kuruma karşı işe iade davası açtığı ve benzer durumda olan diğer çalışanların da hukuki yollara başvurmayı değerlendirdiği öğrenildi.Söz konusu iddiaların yargı süreciyle netlik kazanması beklenirken, kamuoyu üniversite yönetiminden yapılacak açıklamayı bekliyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “Gerekçesiz İşten Çıkarma” İddiaları: 8 Kişi Görevden Alındıİzmir – Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Teknopark’ta görev yapan bazı personelin, son dönemde herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin işten çıkarıldığı iddiaları kamuoyuna yansıdı. İddiaya göre aralarında başarılı bir yönetici olan Zeynep Çoban’ın da bulunduğu toplam 8 kişi, iş akitlerinin sonlandırıldığını belirtti.“Başarılı yönetici de sebepsiz çıkarıldı”2018 yılında stajyer olarak başladığı Teknopark’ta uzun yıllar farklı görevlerde çalıştığını belirten Zeynep Çoban, yaklaşık üç yıl muhasebe biriminde görev yaptıktan sonra mali müşavirlik unvanını aldığını ve son 2,5 yıldır Firma Takip ve İş Geliştirme Departmanı’nda yönetici olarak çalıştığını ifade etti.Çoban, 10 Aralık 2025 tarihinde mesai bitiminde yapılan görüşmede, iş akdinin herhangi bir somut gerekçe sunulmadan feshedildiğinin kendisine bildirildiğini öne sürdü. SGK çıkış kodunun ise “belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi” olarak gösterildiği belirtildi.“Muhafazakâr kimliği nedeniyle ayrımcılık” iddiasıİddialara göre, önceki rektör Nükhet Hotar döneminde işe alınan bazı personelin, mevcut yönetim döneminde benzer şekilde görevden uzaklaştırıldığı öne sürülüyor. Çoban, işten çıkarılmasının başörtülü kimliği ve muhafazakâr duruşu nedeniyle ayrımcılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.Konuyla ilgili açıklama yapan avukatı ise, “Başarılı bir yönetici de dahil olmak üzere toplam 8 kişinin herhangi bir somut gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığı görülüyor. Müvekkilimiz Zeynep Hanım, işe iade davası açmıştır. Sürecin hukuka ve eşitlik ilkesine uygun olup olmadığı yargı tarafından değerlendirilecektir” dedi.Üniversitede neler oluyor?Görevden almaların, Bayram Yılmaz’ın rektörlüğe başlamasının ardından gerçekleştiği iddia edildi. Süreçte rektör yardımcısı olarak Hamdi Şükrü Kılıç’ın da adının geçtiği öne sürülüyor.İddialar, üniversite içinde yönetim değişikliği sonrası kadro yapılanmasına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Konuya ilişkin üniversite yönetiminden henüz resmi bir açıklama yapılmadı.Hukuki süreç başladıZeynep Çoban’ın kuruma karşı işe iade davası açtığı ve benzer durumda olan diğer çalışanların da hukuki yollara başvurmayı değerlendirdiği öğrenildi.Söz konusu iddiaların yargı süreciyle netlik kazanması beklenirken, kamuoyu üniversite yönetiminden yapılacak açıklamayı bekliyor.

Hazır Site by Uzman Tescil