FLAŞ HABER:
İzmir’de İş İnsanının Aracından Çek ve Senetler Kayboldu: “Kötü Amaçlı Kullanılmasından Endişeliyim”– İzmir’de park halindeki bir otomobilden kişisel eşyaların yanı sıra mesleki belgeler, vekâletname, imza sirküleri ve firmaya ait çek ve senetlerin kaybolduğu iddiası üzerine polis merkezine başvuru yapıldı. İş insanı S.Ö., özellikle ticari evrakların üçüncü kişilerin eline geçmesinden ve çek ve senetlerin kötü amaçlı kullanılmasından endişe ettiğini belirterek olayın tüm yönleriyle araştırılmasını istedi.Edinilen bilgilere göre olay, 35 AYS 147 plakalı otomobilin park edildiği bölgede meydana geldi. Aracını park ederek bölgeden ayrılan S.Ö., bir süre sonra otomobilinin yanına döndüğünde araç içerisinde bulunan bazı kişisel eşyalar ile önemli evrakların yerinde olmadığını fark etti.Kayıp evraklar arasında çek ve senetler de bulunuyorS.Ö.’nün emniyette verdiği ifadeye göre araçtan kaybolduğu belirtilen eşyalar arasında kişisel eşyaların yanı sıra mesleki belgeler, vekâletname, imza sirküleri ve çeşitli ticari evraklar bulunuyor.Ancak olayın en dikkat çekici boyutunu, firma adına düzenlenmiş çek ve senetlerin de kaybolduğu iddiası oluşturuyor.İş insanı S.Ö.’nün, söz konusu çek ve senetlerin üçüncü kişilerin eline geçmesi halinde ticari ve hukuki açıdan ciddi mağduriyet yaşanabileceği yönünde endişe taşıdığı öğrenildi.“Kötü amaçlı kullanılmasından korkuyorum”Şikâyetçi S.Ö.’nün, özellikle kaybolan çek ve senetlerin kimliği belirsiz kişilerin eline geçmesinden ve kötü amaçlı kullanılmasından korktuğu belirtildi.Ticari nitelikteki bu belgelerin herhangi bir kişi tarafından kullanılması, ibraz edilmesi veya başka bir ticari işlemde değerlendirilmesi ihtimalinin araştırılmasını isteyen S.Ö., olayın yalnızca araçtan eşya kaybolması olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.Çek ve senetlerin nerede olduğu, herhangi bir işlemde kullanılıp kullanılmadığı ve üçüncü kişiler tarafından kullanılmaya teşebbüs edilip edilmediğinin soruşturma kapsamında yapılacak incelemeler sonucunda ortaya çıkması bekleniyor.Kamera kayıtları kritik önem taşıyorOlayın aydınlatılması amacıyla aracın park edildiği bölgede bulunan güvenlik kameralarının incelenmesi talep edildi.Özellikle 35 AYS 147 plakalı aracın çevresini gören kamera kayıtlarının, olayın gerçekleştiği değerlendirilen zaman aralığında ayrıntılı şekilde incelenmesinin soruşturmaya ışık tutabileceği değerlendiriliyor.Kamera görüntülerinde araca yaklaşan kişi veya kişilerin yanı sıra olay sırasında bölgede bulunan araçların ve diğer olası şüphelilerin tespit edilip edilemeyeceği yapılacak incelemelerle netleşecek.Ticari belgeler için özel inceleme talebiS.Ö.’nün başvurusunda, kaybolduğu belirtilen çek, senet, vekâletname, imza sirküleri ve diğer ticari belgelerin üçüncü kişilerin eline geçmesi halinde doğabilecek risklere özellikle dikkat çekildi.Bu kapsamda kayıp belgelerin herhangi bir kişi veya kuruluş tarafından kullanılıp kullanılmadığının, herhangi bir ticari işlemde ibraz edilip edilmediğinin ve ilerleyen süreçte bu belgeler üzerinden işlem yapılmaya çalışılıp çalışılmadığının araştırılması istendi.“Sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyorum”İş insanı S.Ö., aracından kaybolduğunu belirttiği kişisel eşyalar ve özellikle ticari evraklar nedeniyle olayın tüm yönleriyle soruşturulmasını ve sorumluların tespit edilmesini istedi.S.Ö.’nün, firma çek ve senetlerinin kötü amaçlı kullanılabileceği yönündeki endişesini de emniyet birimlerine ilettiği öğrenildi.Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü, kamera kayıtları ve diğer delillerin incelenmesinin ardından çek ve senetlerin akıbeti ile olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin ayrıntıların netleşmesinin beklendiği bildirildi.Soruşturma sürüyor.
Ana Sayfa Gündem, Kültür, Yaşam 14 Temmuz 2020 1136 Görüntüleme

Prof. Erhan Afyoncu: Fatih, Ayasofya’daki mermeri sökmeye çalışan yeniçeriyi azarlamıştı!

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Afyoncu Teke Tek’te Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtladı. Milliyetçi-muhafazakar sağ kesimin önemli davalarından birinin de Ayasofya’nın camiye çevrilmesi olduğunun altını çizen Afyoncu, “Bu Türk muhafazakar sağın 70 yıllık rüyasının gerçekleşmesidir” diye konuştu.

Ayasofya’nın camiye çevrilmesinin Yunanistan için hayal kırıklığı olduğunu belirten Afyoncu, dış dünyadaki yankılarına ilişkin olarak şunları söyledi: Yunanistan’ı üzerimize sürecekler öyle gözüküyor. UNESCO ile üzerimize gelecekler. Yunanistan biraz gürültü koparabilir ama etkili olmaz…

Ayasofya’nın içinde bulunan fresk ve mozaiklerin ibadete engel olup olmayacağıyla ilgili görüşlerini açıklayan Prof. Erhan Afyoncu konuşmasını şöyle sürdürdü: Bizim bugünkü anlayışımızla geçmişteki anlayış aynı değil. Mesela kapıda İmparator Hz. İsa’nın önünde eğiliyor. Hz. Meryem’in kucağında Hz. İsa var. Ayasofya’nın kubbesinde dört tane melek var. İlginçtir Fatih döneminde bu melekler duruyordu. Fosatti tamirata başlayınca bunların yüzünü kapatıyor. İmparatorluğunun dine bakışı zaman içinde değişime uğramış. Bu meleklerden bir tanesi Haluk Dursun Hoca’nın zamanında açılmıştı. Ayasofya’yı yabancılar 19. yüzyılda gezmeye başlıyor. O zamanlar yanlış işler oluyor. Abdülhamit Ayasofya Nizamnamesi yayınlıyor. 1710 yılında Ayasofya’nın çizimleri var kitapta. Meleklerin yüzü açık. Ayasofya’nın içinde bazı tasvirlerin durduğunu görüyorsunuz. Zaman içinde kapatılmış. Dönemin kaynakları Fatih döneminde kireçle kapatıldığını söylüyor. 19. yüzyılda birçok mozaiği mimar Fosatti kapatmış. Ayasofya’nın ana mekan kısmında namaz kılmaya engel olacak çok fazla tasvir yok.

İşte Fatih Altaylı’nın soruları ve Erhan Afyoncu’nun yanıtları:

PROF. DR. ERHAN AFYONCU: Türkiye’nin tartışma noktaları vardır. Uzun süre tartışılır, enerjimizi alır. Üniversitede başörtüsü tartışıldı 30 yıl.

FATİH ALTAYLI: Özal öncesinde böyle bir dönem yoktu.

“TÜRK SAĞININ ÖNEMLİ DAVALARINDAN BİRİYDİ”

AFYONCU: Özal’dan kaynaklanan bir şey değil. Sonradan karar alındı. Ben her zaman şunu söyledim, senelerce öğrencinin başörtüsünü tartışkı, üniversitenin kütüphanesi var mı diye sormadık. Arapça ezanın 1950 yılında Demokrat Parti yasağı kaldırdığında CHP de uyuyor. Burada da büyük bir karşı çıkma olmadı. Münferit oldu. Uzun süre niye böyle gitti? Türk sağının, milliyetçi-muhafazakar kesiminin önemli davalarından biriydi. Bizim üniversite gençlik yıllarımızda da Türk sağı her zaman Ayasofya’nın ibadete açılmasını isterdi. Bazıları namaz kılmak ister, götürülürdü. Cumhurbaşkanı, MHP, BBP olsun bu gelenek Ayasofya’nın cami olarak açılması konusunda hayalleri vardı. Necip Fazıl, Osman Yüksek Serdengeçti, Fahri Armaoğlu’na kadar dilekçeler vardı. Bursa’da 45 metrelik dilekçe toplanmış. Meclis’e verilmiş. Erzurum’dan dilekçe verilmiş. Gazeteler Ayasofya ekleri çıkarmış. Mehmet Şevket Eygi’nin çıkardığı ekler vardı

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil