Stratejik Deniz Güvenliği Uzmanı Gemi Kaptanı Şahin Avşar ile Özel Röportaj. Çok yönlü bir insan olduğu kamuoyunda bilinen bir çok Akademi ve üniversitelerden eğitim alan Avşar’ın ileri seviye siber güvenlik, Adli Mimar Bilirkişiliği, Gemi Kaptanlığı ve İKK (İstihbarata Karşı Koyma) uzmanı olduğu biliniyor.
Editör : Sayın Kaptanım, hoş geldiniz. Dün Gürcistan Sınır Polisi Sahil Güvenlik birimi ile Türk Deniz Kuvvetleri arasında NATO Operation Sea Guardian (OSG) kapsamında imzalanan teknik anlaşma, Karadeniz’de önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Bu anlaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?Şahin Avşar , Teşekkür ederim. Evet, bu anlaşma sıradan bir “personel değişim” ya da “eğitim işbirliği” anlaşması değil. Bu, Karadeniz’de fiilen yeni bir güvenlik mimarisinin ilk somut adımıdır. Gürcistan, NATO üyesi olmasa da, NATO’nun en kritik deniz güvenlik harekâtı olan Sea Guardian’a kendi Sahil Güvenlik unsurlarıyla doğrudan katkı sağlayacak ilk “ortak ülke” (partner nation) oluyor. Üstelik bunu Türk bayraklı gemilerde yaparak gerçekleştiriyor. Bu, stratejik açıdan çok katmanlı bir mesaj içeriyor.
Editör : Hangi katmanlar?
Şahin Avşar, Birinci katman: Karadeniz’de NATO varlığının “fiili” genişlemesi. Malum, Montrö kısıtlamaları nedeniyle NATO savaş gemilerinin Karadeniz’deki toplam tonajı ve kalış süresi sınırlı. Ama Sea Guardian’a Türk gemileri üzerinden Gürcü personel konuşlandırmak, NATO standartlarında eğitimli ve NATO komuta-zincirine entegre bir gücü Karadeniz’e sürekli olarak yerleştirme imkânı veriyor. Teknik olarak “Türk gemisi” olduğu için Montrö’yü delmiyor, pratikte ise NATO’nun gözü-kulağı sürekli bölgede oluyor.
İkinci katman: Türkiye-Gürcistan ekseninin derinleşmesi. Bu anlaşma, sadece deniz güvenliği değil, aynı zamanda sınır güvenliği, kaçakçılıkla mücadele, terörle mücadele ve hatta istihbarata karşı koyma (İKK) alanında ortak operasyon kabiliyetini artırıyor. Gürcü Sahil Güvenlik personeli Türk gemilerinde görev yaparken, Türk personeli de gerektiğinde Gürcistan karasularında aynı standartlarda operasyon yapabilecek. Bu, iki ülke arasında “ortak güvenlik alanı” (common security space) oluşturmanın ilk adımı.
Üçüncü katman: Rusya’ya verilen mesaj. 2008’den beri Abhazya ve Güney Osetya’yı işgal eden, Karadeniz’de “de facto” kontrol alanları yaratmaya çalışan Rusya’ya karşı, Türkiye ve Gürcistan “biz buradayız ve birlikte hareket ediyoruz” diyor. Üstelik bunu NATO şemsiyesi altında yapıyor.
Editör : Peki Rusya’nın tepkisi ne olur?
Şahin Avşar, Beklenen tepki zaten geldi. Rus medyasında “Türkiye, Gürcistan’ı NATO’ya arka kapıdan sokuyor” başlıkları atılmaya başlandı. Ama Rusya’nın elinde çok fazla koz yok. Çünkü anlaşma, tamamen NATO’nun mevcut bir harekâtı (Sea Guardian) kapsamında ve Türk gemilerinde yapılıyor. Rusya, Türk bayraklı gemilere “NATO gemisi” muamelesi yapamaz; bu Montrö’yü ihlal olur. Yaparsa da kendi tezlerini çökertir.
Editör : Gürcistan’ın NATO üyeliği hâlâ uzak görünüyor. Bu anlaşma üyelik sürecini hızlandırır mı?
Şahin Avşar, Doğrudan hızlandırmaz ama “fiili üyelik” (de-facto membership) etkisini yaratır. Gürcü Sahil Güvenlik personeli artık NATO prosedürlerini, NATO haberleşme sistemlerini, NATO ROE’sini (Rules of Engagement) Türk gemilerinde uygulayarak öğreniyor. Bu kişiler döndüklerinde Gürcistan Sahil Güvenlik teşkilatının bel kemiğini oluşturacak. Yani Gürcistan, üyelik gelmese bile NATO standartlarında bir sahil güvenlik gücüne sahip olacak. Bu da Karadeniz’de “NATO-compatibile” bir tampon yaratıyor.
Editör : Bir de teknik detay var: Gürcü birliği “taktik birlik” olarak tanımlanıyor. Bu ne anlama geliyor?
Şahin Avşar, Çok kritik bir ifade. “Taktik birlik” demek, sadece gözlemci ya da “misafir” değil, gemide tam yetkili boarding team (abordaj timi), silahlı koruma unsuru, istihbarat toplama ve hatta gerektiğinde ateş açma yetkisi olan bir birim demek. Yani Gürcü personelin Türk gemisinde sadece “öğrenmek” için değil, aktif görev için bulunacağı anlamına geliyor. Bu, daha önce hiçbir ortak ülke ile yapılmamış bir uygulama.
Editör : Son olarak, bu anlaşmanın uzun vadede Karadeniz’deki güç dengesine etkisi ne olur?
Şahin Avşar, Karadeniz artık “Rus gölü” olmaktan tamamen çıkıyor. Türkiye, Romanya, Bulgaristan ve şimdi de fiilen Gürcistan üzerinden NATO’nun operasyonel varlığını kalıcılaştırıyor. Ukrayna’nın da savaş sonrası yeniden inşasında Türk modeliyle Sahil Güvenlik teşkilatını kurması muhtemel. 5-10 yıl içinde Karadeniz’de NATO standartlarında hareket eden 4 kıyı ülkesi olacak: Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan. Ukrayna da katılırsa 5. Bu, Rusya’nın Karadeniz’deki hareket alanını dramatik şekilde daraltır.
Dün imzalanan kağıt, sadece bir teknik anlaşma değil; Karadeniz’in 21. yüzyıl güvenlik mimarisinin temel taşlarından biri oldu.
Editör : Sayın Kaptanım, değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederiz.
Şahin Avşar,Ben teşekkür ederim. Karadeniz’de barış ve istikrar, ancak güçlü ve koordineli bir işbirliğiyle mümkün. Türkiye ve Gürcistan bunu bir kez daha gösterdi. Hayırlı olsun.Bu röportaj, Şahin Avşar tarafından açık kaynak bilgileri kullanılarak Türk toplumuna farkındalık oluşması için hazırlanmıştır.